BURADASINIZ

Serra ve Farah’ ın Pozitif Doğum Hikayesi

Serra ve Farah’ ın Pozitif Doğum Hikayesi

Kendimi bildim bileli günün birinde anne olmak en büyük hayalimdi. Annem ve babamın çocuk sahibi olabilmek için girdiği 6,5 senelik mücadele sonrası ilk çocukları benim, dolayısı ile hayatım bu hikayeyi dinleyerek ve bana sahip olmak için gösterdikleri fedakarlıkları görerek geçti. Aklımın köşesinde her daim bir korku vardı ya bende aynı sıkıntıları yaşar, bebek hasreti çekersem, ya ben de annem kadar zor hamilelik ve doğum süreci geçirirsem, ya ben de sezaryen olup aylarca eziyet çekersem…

Evlendikten 1,5 sene sonra çok şükür ki istediğimiz zamanda çift çizgiyi görebildik. Hamileliğimin başları çok kolay geçti diyemem, aşırı bulantı kusma halsizlik, tansiyon problemleri gibi pek çok sıkıntı atlattım ancak hepsine katlanmaya değerdi. 4.5 aydan sonra kesinlikle normal doğum istediğim için başladım araştırmalar yapmaya. Hemen hamile pilatesine başladım. Geri gelen enerjimle yürüyüşler yaptım, paketli gıda tüketmedim, hayatımın en sağlıklı beslendiğim dönemini yaşadım. Diğer yandan edindiğim bilgiler beni mutlaka eğitim almam gerektiğine ikna etti ve Esra ile tanıştık. Kendisi ile geçirdiğimiz bir hafta sonu ile doğum konusunda aydınlandık, kirli bilgilerden arındık. Hem eşim hem ben ten tene temasın önemini orada anladık, farkındalık kazandık. Eğitime katılırken doldurduğum formda en büyük korkumun sezaryen olmak olduğunu yazmıştım. Esra ile bu konu üzerine de konuştuk. Bize ne olursa olsun önemli olan şeyin bebeğin ve benim sağlığım olduğunu gerekli durumda sezaryenin hayat kurtardığını çok güzel bir dille anlattı. Ve altını çizerek ekledi:

Sezaryen ve normal doğum diye bir ayrım yoktur.

Sezaryen ve vajinal doğum vardır ve her ikisi de normaldir.

Bu söz ileride benim için büyük bir destek olacaktı onu o günlerde bilmiyordum.

Hamileliğin son dönemi benim için çok güzel ve eğlenceli geçti. Yaklaşan doğum için hazırlıklarımı tamamladım, tercih mektubumuzu yazıp doktorumuza ilettik. Tüm isteklerimizi tek tek okuyarak kendisi bizi destekledi. Çatı muayenesi yapıldığında pelvisimin çok iyi olduğunu rahatlıkla vajinal doğum yapabileceğimi konuştuk ve bu durum beni daha da yüreklendirdi. Sıra gelmişti kızımızın seçeceği zamanı beklemeye. Günler geçiyordu ancak bende en ufak bir hareketlenme yoktu.

40. haftam bayram tatiline denk geldiği için doktorum Harika Bodur Öztürk şehir dışında olacaktı ve beni başka bir doktora yönlendirecekti. Her ne kadar çok doğal bir durum gibi görsem de bu durum beni strese sokuyordu özellikle, aile fertlerinden aldığım İnşallah doktorun döndüğünde doğurursun sözleri beni ciddi derecede demoralize ediyordu.

Bebek ne zaman isterse o zaman doğardı bana göre doktoru falan beklemez yâ da başkalarına göre hareket etmezdi. Bayram öncesi son muayenemizde bebeğimin başının OP (Occupit Posterior) durumunda olduğunu öğrendim bu durumda bebek ya daha önce yada doğumda rotasyon yaparak başını doğru pozisyona sokmalıydı ki, doğum gerçekleşebilsin. Bunu öğrendiğimde moralim bozulmadı desem yalan olur ancak hemen rotasyon için ne tür egzersizler yapabilirim diyerek işe koyuldum ve başladım öğrendiğim egzersizleri yapmaya.

40+3 te bir gece kasılmalarım başladı tüm gece devam etti ancak oldukça düzensizdi, bir yandan da hafif kanlı sümüksü bir akıntı ile nişanımın geldiğini anladım. Kasılmaların düzene girmesi ve sıklaşması için evde bekleme kararı aldım. Ancak sabaha doğru kasılmalar azalarak durdu. Bunun üzerine yine de bir kontrolden geçmek istedim ve hastaneye gittik. Nst’ye göre en ufak bir sancım yoktu ve evet nişanım gelmişti ancak kendi doktorumun muayene ettiği gibi 1 cm açıklık vardı kısaca yanlış alarm diyerek beni geri gönderdiler ve evet bebek hala posterior pozisyondaydı. Ertesi gün kendi doktorum şehir dışından döndü ve biz muayeneye gittik, durumu değerlendirdi ve 40+4 te olduğumuzu istersem suni sancı ile doğumu başlatabileceğimizi ancak yine de beklemek istersem bekleyebileceğimizi, bebeğin kafası yukarı doğru dönük olduğu için doğumu başlatamadığını ona yardımcı olarak, doğumu başlatabileceğimizi anlattı. Eşim ile konuşup bunun mantıklı olduğuna karar verdik ve ertesi sabah suni sancı için doğumhaneden randevu aldık. O akşamüstü kasılmalarım tekrar başladı yine düzensizdi ancak bu sefer çok daha şiddetliydi. Doktorumla görüştüm ve hastaneye gidip açıklık kontrolü yaptırmamı, duruma göre yatış önereceğini bildirdi. Hastaneye vardığımızda dalgalar yine düzensizdi. Nst’ de ilk defa kasılmam olduğunu görmek beni çok mutlu etti ve açıklık yaklaşık 2-3 cm’di. Doktorum yatış önerdi, aslında bir süre daha evde beklemek istiyordum. Ancak daha önce olduğu gibi kasılmaların azalarak durması ihtimali olduğunu düşünerek ve zaten ertesi sabah suni sancı alma kararım olduğu için kabul ettik ve yatışımız yapıldı. Aslında genel olarak her şey hayal ettiğim gibi ilerliyordu. Odada sadece ben ve eşim vardı, oda loştu ağrıyı fazla hissettiğim zamanlarda Esra’dan öğrendiğim nefes tekniklerini kullanmaya çalışıyordum veya kendimi suyun altına atıp rahatlıyordum. Ancak doğum yavaş ilerliyordu saatler sabaha karşı 04.00 civarını gösterdiği sırada suyum geldi, aynı Esra’nın anlattığı gibiydi onu anlamamak mümkün değilmiş.

Yapılan kontrolde suyum temizdi, mekonyum (bebeğin ilk kakası) yoktu ve açıklık 4-5 cm’di. İlerleme yavaştı ama yine de ilerleme vardı, durumdan gayet memnundum. Epidural isteyip istemediğimi sordular: şu an istemediğimi, iyi olduğumu söyledim. Ancak suyumun gelmesinin üzerinden yarım saat geçmişti ki kasılmaların şiddeti çok üst düzeydeydi artık suyun altında bile çok zor atlatıyordum ve ilerlemenin yavaş olması beni çok yormuştu. 05:30 civarında epidural takılmasını istedim, kasılmaları karşılayamıyor hatta nefes alamıyordum, bana göre bu durumda bir terslik vardı ancak neydi bilmiyordum. Nst’de sancım yoktu ama ben inanılmaz boyutta kasılmalar hissediyordum. Epiduralin takılmasının hemen ardından doktorum geldi ve kendisi ultrason cihazını istedi muayene sırasında bebeğin rotasyon yapmadığını kafasının hala posterior pozisyonda olduğunu söyledi, suyumun da gelmiş olması sebebiyle rotasyon şansı çok düşüktü ve ben bebeğin kafasının yanlış pozisyonu sebebiyle yaptığı baskıdan dolayı normalden çok daha şiddetli kasılmaları kasıklarımda hissediyordum. Kendisinin sezaryen önerdiğini ancak yine de beklemek istersek bekleyebileceğini bildirdi ve bizi eşimle baş başa bıraktı. Bendeki hayal kırıklığı, yaşamış olduğum kuvvetli kasılmalar ve 8-9 saatin arından inanılmaz yorgunluk hepsi birleşerek üzerime çığ düşmüşçesine beni ezmişti. Eşim elimden geleni yaptığımı, daha fazla bekleyerek kendime eziyet etmemden korktuğunu belki de tevekkül etmemiz gerektiğini söyledi. O sırada bağlı olduğum Nst’de bebeğin kalp atışlarının düştüğünü gördük. Doktorum bu durumun tehlikeli olabileceğini söylediği an bendeki tüm düşünceler temizlendi ve o an en önemli olan şey bebeğimin sağ salim dünyaya gelebilmesiydi. Hemen sezaryen için hazırlıklara başlandı, öyle ki sedyede götürülürken imzalamam için verilen belgeleri olayın stresi sebebiyle, titremekten imzalayamadım bile.

Ameliyathaneye doğru ilerlerken aklımda tek bir şey vardı o da Esra’nın söylediği sözler;

Her bebek kendi hikayesini yazar. Bir noktada tevekkül etmek en doğrusudur ve sezaryen gerçekten hayat kurtarır.

Bu düşünceler ile dakikalar sonra 6:38’de bebeğimize kavuştuk. Doğar doğmaz göğsümü açıp meme ucumu sıkarak bebeğimi göğsüme tuttular ve gerçekten anlatılanlar gibi emmeye başladı, ten tene temas yapabilmemiz için tüm ekip elinden geleni yaptı ve bebeğim babası ile kontrolleri yapılmak üzere ameliyathaneden ayrıldı. Doğum tercihlerimi daha önce doktorumla görüşmüştük, gerçekten de Harika Hanım elinden geleni yaptı.

Hikayem belki kimilerine göre korkutucu, acılı veya bol ağrılı gelebilir ancak ben doğumuma hazırlandım, bebeğime hazırlandım, vajinal doğumu denediğim, suni sancı almadığım, son ana kadar epidural almadığım için kendimle gurur duyuyorum. Aklımda en ufak bir soru işareti olmadan tamamladım bu süreci. İyi ki böyle olmuş iyi ki denemişim, iyi ki kızımın seçtiği günde gelmesini beklemişim. Ve sonrasında gördüm ki sezaryen evet bir ameliyat, evet zorlukları var, ancak gelişen teknoloji ve tıp sayesinde asla çok zor ve çok ağrılı bir süreç değil.

Bu yüzden bu hikayeyi okuyan herkesten ricam kendinize ve bebeğinize güvenin, elinizden geleni yaptığınıza inanın ve kendinizi Allah’a teslim edin. Sizin için en hayırlı olanı yalnızca O’dur. Bebeğinizi gördüğünüz o ilk anda tüm yaşananlar olumsuzluklar her şey ama her şey bir anda siliniyor, tüm dünya mis kokuyor. Onun için her şeye değdiğini biliyor ve hissediyorsunuz. 

Sevgili Esra’ya tanıştığımız günden beri var olan desteği, tüm paylaşımları ve ameliyathane koridorunda bile aklımdan çıkmayan ve beni rahatlatan sözleri için gönülden teşekkür ediyorum. İyi ki yollarımız kesişti…

Sevgiler

Serra Hacıalioğlu Hacısalihoğlu


İLGİLİ YAZILAR

INSTAGRAM
DOULANNESRA