BURADASINIZ

Ceyhan ve Yunus’ un doğum hikayesi

Ceyhan ve Yunus’ un doğum hikayesi

Canım Arkadaşım Ceyhan bana yayınlamam için doğum hikayesini göndermiş. Nasıl sımsıcak bir hikaye, anlatamam. Keyifle okumanızı diliyorum. Ceyhan’ ın ağzından hikaye ile sizi baş başa bırakıyorum:

Geçenlerde sevgili arkadaşım Elif Doğan, nam-ı diğer Blogcu Anne üçüncü kez anne oldu. 

Nasıl da yakıştı ona bebek, fotoğraflarını gördükçe çok mutlu oluyorum onun adına, zaten güzeldi daha da güzelleşti hatun bu üçüncü bebekle. Ve yine doğal doğum ile kendi akışında bir pozitif doğum hikayesi okumak bana çok iyi geldi.  Derya bebekle daha da büyük ve kocaman bir aile oldular buradan tekrar tebrik ediyorum seni, sağlıkla mutlulukla büyütün üç çocuğunuzu da Elif’ ciğim. 

Onun pozitif doğum hikayesini okuyunca, aklıma geldi benim de bir mutlu doğum hikayem vardı ama bugüne kadar niye yazmadım ki? Sahi niye yazmadım da bunca sene bekledim de bekledim. Sanırım “yazma işi” beni ürkütüyordu ya da “yazmak” için ilham alacağım birini bekliyordum. Elif’in doğum hikayesini okuyunca ilham gelmişti işte ve kendiliğinden dökülüverdi kelimeler ve hikayemiz…

Foto1İkinci kez anne oluyordum ve bu doğum da bir önceki gibi normal bir doğum olacağa benziyordu en azından ben öyle olmasını umut ediyordum. Her şey yolunda gidiyor 2. hamileliğimde ilkine göre çok daha fit ve enerji dolu olduğumu hissediyordum ve içim içime sığmıyordu. Hamileliğin başından doğumdan 2 hafta öncesine kadar bisiklete bindim, 3 yaşındaki kızım arkada ben ve göbeğim önde yüzmeye gittik, doğum günleri kutladık, park, bahçe dolaştık, gezdik. Ev ve aile hayatının getirdiği tüm rutin işleri yapmaya devam ettim. Evin temizliği, alışveriş, yemek, çocuğu yuvaya getir götür işleri ve yolda olan bebeğimizin tüm hazırlıklarına tam gaz devam ediyordum. Kızımın hatıra niyetine sakladığım bir kaç bebeklik eşyası dışında hemen hemen hepsini ikinci el bebek pazarlarında satmıştık, Almanya da ikinci el bebek ve çocuk eşyalarının satışı bildiğiniz pazar günü sporu gibi bir şey. Kekler, çaylar, kahveler hazırlanır, pazar günleri brunch yapmak yerine kaliteli ve marka kıyafet almak için erkenden kalkılır bitpazarına gidilir mümkünse maaile bisikletle. Bizde ikinci bir çocuk düşünmediğimizden çocuk puseti dışında her şeyi satmıştık. 

Annem ilk doğumda yanımda olmayı çok istemişti ve fakat ben ne gerek var neticede ben doğuracağım gelmesen de olur diye diye kendisini ikna etmiştim, bunun iyi bir fikir olmadığını ve ne kadar da yanıldığımı çok kısa bir süre sonra anlamıştım ama iş işten geçmişti tabi. Tek başına bu işler olmuyormuş, 1 haftalık lohusa halimle bebekle birlikte İkea’ ya alışverişe gittik yemek yap, alış verişe git, ev temizliği yap derken, ben uykusuzluk ve yorgunluktan bitmiştim. Bu sefer öyle olmayacaktı kesin kararlıydım. Annemin uçak biletini öne almasını ve daha erken gelmesini istedim çünkü doğumun hesaplanan tarihten yani 10 Ekim den önce olacağını her nasılsa tahmin etmişim, iç sesim bu sefer yanıltmamıştı beni. Annem ve babam doğumdan dört gün önce Almanya’ya geldiler. 

Salı sabahı Ramazan bayramının ilk günü, saat 7:00 gibi hafif bir kasılma ile uyandım, tuvalete gittim hafif bir kanama oldu nişanım gelmişti. Hah dedim kendi kendime tamam bugün o gün. Duşa girdim, birden çok bir heyecanlandım, sakinleşmem gerekiyordu duşa girmek iyi geldi. O sırada ev halkı da uyanmıştı. Eşime hastaneyi arayalım bugün doğacak bebeğimiz ben eminim dedim. Önce kızımızın kahvaltısını hazırladık ve yuva için hazır ettik o sırada annemi aradım biraz telaşlı ve sinirliydim heyecandan işte. Biz hastaneye gidiyoruz siz Elif’i öğleden sonra yuvadan alın bizim eve gelin dedim. Annem tabi o da çok heyecanlandı ne yemek yapıyım kızım dedi. Sanki ben doğurup akşam yemeğe dönecekmişim gibi, aslında yetişirmişiz ya neyse. Elif’e de durumu çok kısa ve öz anlattık. Bebeğimiz bugün doğacak ve baban seni sonra hastaneye benim ve kardeşinin yanına getirecek dedik, ne kadarını anladıysa artık yavrum. Yuvadaki eğitmenlere de haber verildi. Almanya ‘daki her hamile gibi benim de hamileliğim süresince ve lohusalık döneminde bana evde destek verecek bir ebem vardı. Ancak ebem doğumu yapacağım hastane ile anlaşmalı çalışmadığından doğuma giremeyecekti. Michaela Ebe beni lohulasılık döneminde haftada 2 gün ziyaret ederek yardımcı olacaktı. Michaela’ ya hastaneye gidiyoruz gelişmelerden seni haberdar edeceğiz diye mesaj attım. Yapılacaklar listesi bitmiş gibiydi. Tüm bunlar olurken benim 20 dakika da bir doğum dalgalarım gelip gidiyordu. Bacaklarıma doğru çok düzensiz doğum dalgaları hissediyordum kramp gibi his keza belime de ağrı vuruyordu. Saat tam 08:30 da hastaneyi aradım. Ne büyük şans ki doğumuma girmesini istediğim ebenin mesaisi tam da o saat de başlamıştı ve Daniela Ebe gelin bekliyoruz sizi dedi. Daha önce hastaneye gidip doğum ile ilgili bilgi almıştık. Almanya da hastaneler belli aralıklarla bebek bekleyen çiftlerin doğumhaneyi gezip görmeleri ve bilgi alabilmeleri için ziyaret günleri düzenleniyorlar bir nevi hastane turizmi yani. Bir grup hamile ile aynı anda hastaneyi geziyor ve ardından ebeler ve doktorlar tarafından hastane ve prosedürler hakkında bilgi alıyorsunuz. Daha önce iki tane arkadaşım Havelhöhe Hastanesi’ nde doğum yapmışlardı ve çok memnun kaldıklarını anlatmışlardı bana. (Havelhöhe Klinikum Berlin)

Bu hastanenin tanıtım toplantısına katıldıktan sonra Waldorf ve Antroposofi felsefesine uygun alternatif ve bütüncül tıp uygulayan hastanenin tam bize göre olduğuna karar verdik. Ormanın içinde şehirden uzak ama yine de ulaşımı kolay bir yerdi. Doğumdan 6 hafta önce hastane kaydımızı yaptırmaya gittiğimizde doğum odalarını gezdik. Odalarda pilates topu, tabure vs. resim de görüldüğü gibi her şey mevcut, bir kere odanın renkleri çok sıcak, ışığı loş ve ortam çok sessiz idi. 

Foto3 Foto4

Hastane çantamızı bir kaç gün önce hazırlamıştım. İlkinde neredeyse bir bavul ile gitmiştik, her ama her ihtimale karşı her şeyi yanımıza almıştık. Sonradan düşününce çok gülüyorum kendime, bir takım bebek kıyafeti bir pijama neyine yetmiyor kadın. 

Elif’ i yuvaya bıraktıktan sonra, yolda yemek üzere sandviç ve çay alıp oradan para çekmeye oradan da benzinciye uğrayıp nihayet yola koyulabildik. Keyfimiz yerindeydi heyecanımız az da olsa yatışmıştı. Benim bu arada doğum dalgalarım azalmıştı, hatta hiç bir kıpırtı yoktu diyebilirim. Eşim acaba yanlış alarm mı? Dönsek mi demesine kalmadı lafı nerdeyse geldiği yere geri tıkamak üzere, ben “Hayır canım yanlış falan değil sen önüne bak gidiyoruz hastaneye, bu bebek bugün doğacak o kadar!” diye bağırmışım. Hastaneye gelişimiz 9:30 – 10:00‘ u buldu. Az da olsa doğum dalgaları 15 dakikada bir geliyor ama çok şiddetli değillerdi. Ebe Daniela bizi güler yüzle karşıladı önce misafir olacağınız odayı gösteriyim dedi. “Misafir” dedi ya, benim içim ısındı bir nevi misafirlikti bizimkisi sonuçta, çok uzun değil belki bir gece kalacaktık. Uykumuzu aldık, kızımızı yuvaya verdik, kahvaltımızı ettik, doğuma geldik dedim güldü ebe, bebeğiniz ne kadar aile dostu bir çocuk herkesin benim dahil uykusunu almasını ve taze enerji ile işe koyulmasını beklemiş ne harika dedi Daniela (dakiklik ve disiplin önemli, çocuğumda biraz Almanlık var neticede- şaka şaka)

Kısa bir muayeneden sonra 4 santim açılma var ama doğum dalgaları  çok şiddetli değil, doğumun hızlanması için biz bir şey yapmıyoruz, sizin hareket etmeniz aktif olmanız gerekiyor, merdivenleri inip çıkmayı gezmeye deneyin iyi gelecektir dedi. Daniela’ yı dinleyerek  saat sanırım 11:30 a kadar merdivenleri yukarı aşağı arşınladık, yukarı aşağı dediysem, 6-7 basamak çıkıyorum doğum dalgaları geliyor eşim belimden tutuyor ve ben boynuna asılarak nefes alıp veriyordum. Doğum dalgalarından biraz nefes almama ihtiyacım vardı ama 5 dakika da bir gelmeleri de her şeyin yolunda gittiğinin bir işaretiydi benim için. Az kalmıştı. Odamıza geçtiğimizde Daniela yemek listesini getirdi, saat 12:30 olmuştu! Hallo! Alman’ların “memur midesi” dedikleri saat 12:30-13:00 de yemeğini yer:) Biz de hafif bir şeyler söyledik, biraz atıştırdık ama bu arada dalgalarım arttı, belime vuran ağrı daha şiddetliydi ayakta durmak ne oturmak mümkündü aynı zaman da bağırsaklarım da hareketlenme oldu, tuvalete gittim. Rahatladım. 

Dalgaların çoğunu ayakta eşimin boynuna tutunarak geçirdim. Yorulmuştum, biraz da yatakta dinlenmek istedim.

Ceyhan Witzel

O an da aklıma geldi, biz telaştan fotoğraf makinesi almayı unutmuştuk, evet o zamanki cep telefonumun foto yapmak gibi güzel bir özelliği yoktu. Canım arkadaşım Berna’ yı aradık, uçarak geldi desem yerdir. İçeri girmek istedi ama ben çok gergindim kimseyi görmek istemiyordum, Allahtan anlayışlı kız. Fotoğraf makinesini verdi gitti. (O makina ile çekilen hiçbir fotoğraf elimize geçmedi yalnız. Arkadaşımın eşi yanlışlıkla sen sil yenidoğan fotolarını, bizde kopyalamamışız, iyi mi?  Sağlık olsun, hala arkadaşız!) 

O sıra da ebe tekrar geldi, dalgaların sıklığı artık doğumun son safhasına geldiğini gösteriyor bundan sonra her doğum dalgası geldiğinde senin dalgayı dışarı aktarabilmen için kendine bir ses bulmanı istiyorum dedi. Ben uzun bir “Aaaa” ile dalganın geldiği anı çok iyi ifade edebileceğimi düşündüm nitekim her gelişinde uzuuuun bir ”Aaa” ile inledim. Bu arada eşim hep yanımda bir eli sırtımda bir eli sıkı sıkı elimi tutuyor, bırakmıyor, tıpkı ilk doğumdaki gibi. Yüzü öyle büyük bir çaresizlikle doluydu ki, hiçbir şey yapamadığını bana hiç yardım edemediğini düşünüyordu. Ama bana dünyanın en büyük desteğini verdi, orada olması yetiyordu, yüzde yüz güvende hissediyordum kendimi ve o heyecanı o unutulmaz anları birlikte yaşıyorduk. Saat 14:00 gibiydi galiba artık pozisyonumu değiştirdim ebem ıkınma safhasında, artık çok kuvvetli bir şekilde itmemi ve bunu yaparken her ıkınmada nefesini tut it ve bir sonra ki ıkınmaya kadar nefes al diyordu. Bu inanılmaz derece de yorucuydu. Her ıkındığımda şimdi patlayacağım diyordum, suyum bu ıkınma esnasında geldi. Sanırım dört veya beş kere ıkınmadan sonra bebeğin başı göründü, Daniela bu süreçte beni an be an çok iyi yönlendirdi, dur dediğinde ıkınmayı durduruyor o şimdi it deyince tüm gücümle itiyordum, kan ter içinde kalmıştım hiç gücüm kalmamıştı. Ebe bir ara zile basarak doktoru çağırdı. Doktor bebeğin başı göründüğünde doğuma geliyor, doğumu yaptıran ebe. Doktor doğum bitine kadar yani plasenta gelene kadar bekliyor, kontrolleri yapıp bir yırtılma söz konusu ise dikiş atıyor ve çıkıyor. Acil durumlarda farklı bir uygulama yapılıyor ve doktor müdahale için doğum sırasında orada bulunuyor diye düşünüyorum ama genelde doğum ebelerin işi. Son ıkınma ile bebeğin omuzları da görününnce ebem bebeğini sen alabilirsin dedi. Öne doğru eğildim baktım başı aşağı doğru neresinden tutacağım çok kaygan derken bebeğin omuzlarının altından tutmamı söyledi ebe ve bende oğlumu içimden çekip göğsüme koydum. Muazzam bir an idi, bebeğime ilk dokunan bendim, bir doğumdan beklediğim her şey dilediğim gibi olmuştu. Binlerce şükür. 30.9.2008 saat 14:24 tostoparlak 3,730 gr ve 52 cm boyunda oğlumuz dünyaya gelmişti işte. Mutluluğumuz tarifsiz ve sonsuzdu (ufak bir yırtılma olmuştu, doktor dikiş attı ama ben o an yüksek dozdaki oksitosin hormonunun sarhoşluğu içinde bir şey anlamadım desem yeridir) Ebe de doktor ne şaşırmışlardı, bebeğimin siyah saçlarını görünce ne kadar çok saçı var dediler. İkisi de inanamadılar. Biz onların sarışın mavi gözlü bebeklerini görünce oyyy ne tatlı şey diye seviyoruz ya onlarda da bizim kapkara saçları görünce pek bir seviniyorlar çok komikler ya. Eşim kordon bağını birkaç dakika sonra kesti, ebe bebeği kısa bir kontrol etti, göz damlası, ne biliyim vitamin falan verilmesini istememiştik onlar da zaten yapmıyorlarmış, ebe silmeden bebeği tekrar göğsüme verdi orada bir yarım saat bir saat yattı, bir havlu ile örttük üstünü öyle durduk, uzun uzun bakıştık  konuştuk, öptük kokladık onu, sonra bebeğimi emzirdim, kalktım ve duşumu aldım. Odamıza geçtikten sonra bir emzirme danışmanı hemşire yanımıza geldi. Emzirme desteğine ihtiyacımız olup olmadığına baktı çok uyumlu görünüyorsunuz ihtiyacınız olursa beni istediğiniz zaman çağırabilirsiniz dedi. Bir başka hemşire bebeğin altını hazır bez yerine pamuklu kumaş bezle sarıp kundaklayarak yanıma yatırdı. Akşam Elif’ im de geldi birden öyle büyük göründü ki gözüme, ben o duygusallıkla niye böyle düşünüyorum ki diye ağladım ama tüm duygularım birbirine karışmıştı bir kere. 

Sevgim, sabrım ilgim yetecek miydi ikisine de? Biri taptaze kucağımda diğeri yanıma oturmuş yeniden bir aile olmaya çalışıyorduk, dört kişilik bir aile. Her şey sil baştan olmasa da pek çok şey yeniydi bizim için. Sonra dedim ki içimden sağlıklı olsunlar da bir taneyi büyüten ikincisini de büyütür! 

 

Foto6

Her şey kendi doğallığında gelişmişti. Su gibi bir doğum oldu demişti ebem ve bana ufak bir mektupta şu satırları armağan etmişti; 

“Bu güzel anın içinde korkuya yer vermeyerek cesaretle kendinize inanarak, Yunus’un kararlı ve güçlü bir şekilde dünyaya gelmesini sağladınız, kendinizle gurur duyun ve iyi bakın kendinize, ailenizin mutluluğu daim olsun!” 

Ceyhan Witzel
IAIM Bebek Masajı Uzmanı


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA