BURADASINIZ

Doğumdan korkuyor musunuz?

Doğumdan korkuyor musunuz?

Günümüzde birçok kadın doğum ile ilgili farklı kaynaklardan bilgi sahibi oluyorlar.  Bunlar annelerinin ya da anneannelerinin anlattıkları doğum hikayeleri olabiliyor, yada televizyonda izledikleri dizilerden, sinema filmlerinden olabiliyor. Tüm bu doğumlara ağrı ve acı hakimdir. Bir de hız. Gerçek hayatta doğum genelde yavaş başlar, ama nedense dizilerde, filmlerde kadın birden sancılanır, bağırmaya başlar hatta hemen suyu gelir ve iki dakika sonra şiddetli bir bağırma ile birlikte bebeği doğmuştur. Bu görüntüleri izleyen tüm kadınların doğumdan korkması kaçınılmaz.

Gerçek doğum böyle midir? Ağrılı mıdır peki? Size evet böyledir, yada hayır böyledir diyemem aslında.

Doğum korkusunun kaynağını bulmak lazım, evet çevremizde doğum ile ilgili ağrılı, sancılı, acılı olduğu ile ilgili birçok mit ve yanlış hikayeler var. Ama doğumdan neden korkuyorsunuz? Bunu sorgulamalı ve anlamalıyız öncelikle.

Düşünün kolunuzda bir sepet var ve doğumunuzdan itibaren doğum ile ilgili korkularınız bu sepeti yavaş yavaş doldurmaya başlıyor. Gün geliyor hamile kalıyorsunuz ve bu sepetin varlığını fark ediyorsunuz. Doğum korkusunun kaynağını bulmak için bu sepetin içindekileri anlamak, onları ortaya çıkaracak terapiler çok önemlidir. Biraz içsel bir çalışma yapmak lazım.

Doğum korkusunu bir de şu şekilde anlatmak istiyorum sizlere:

1930’ lu yılların başında İngiliz Dick Read isimli bir doktor, henüz bir tıp öğrencisi iken köyde bir ev doğumuna gidiyor. O zamanlar genelde kadınlar kloroform ile bayıltılıp, doğurtuluyorlar. Doktor kadına kloroform verince, istemiyor. Doktor buna çok şaşırıyor ve kadının kendi kendine nasıl doğurduğunu izliyor. Doğumdan sonra oradan ayrılmadan önce kadına neden kloroform istemediğini soruyor. Kadın da, “Acımadı ki. Acımalı mıydı?” diye cevap veriyor.

Dick Read daha sonra gene buna benzer bir kadının doğumuna şahit olduktan sonra düşünmüş. Bu doğumun neden korkmuş olan kadınların hastane doğumlarına benzemediğini anlamaya çalışmış. Bunun üzerine bir sürü çalışmalar yapmış. Ona göre doğumu durduran, ağrının hissedilmesine ve artmasına neden olan şey korkudur. Yaptığı bu çalışmaya Korku-Gerginlik-Ağrı Çemberi adını vermiş. “Doğumdan korkuyu silip, çıkarırsanız gerginlik ve ağrı da otomatikman ortadan kalkar” demiş. Bunun üzerine bir de kitap yazmış, Birth Without Fear / Korkusuz Doğum.

Bu bir kısır döngü. Eğer doğumda bir stres var ise korkuyu tetikliyor. Stres arttıkça bedeninizde ağrıyı daha çok hissediyorsunuz, ağrıyı hissettikçe daha çok korkmaya başlıyorsunuz. Bu kısır döngüden korkuyu çıkarırsanız doğum aslında ağrısız bile olabilir.

Bu tez ve dolayısı ile bu kitap aslında doğuma hazırlık eğitimleri için temel bir esas olmuştur. Bu sebeple doğuma hazırlık eğitimleri önerilir. Doğum sürecini anlamak, bilmek çok önemlidir. Bu eğitimler sonrasında belki de daha derin korkularınız olduğunu fark edeceksiniz, o zaman farklı uzmanlar ile farklı çalışmalar yapmak gerekecektir.

Doğumdan korkmayı nasıl başaracağız? Aslında yukarıda da söylediğim gibi bilgi ile. Bilgi korkunun panzehridir. Doğuma hazırlanmak bu anlamda çok önemli. Doğumu anlamak, doğumu bilmek bu sayede bedeninizi tanımaktır doğuma hazırlık eğitimlerinin esası. Kısır döngüden korkuyu bilgi ile çıkarmaktır esas mesele.

 

 


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA