BURADASINIZ

Çocuğun anaokuluna kolay alışmasının yolları...

Çocuğun anaokuluna kolay alışmasının yolları

Geçen hafta ev nasıl sessiz anlatamam. Tek başıma öğle yemeği yedim. Evde ne yapsam, acaba dışarı mı çıksam, yok yok kitap okusam ya da hayır uyuyabilirim şeklinde ne yapacağımı bir türlü bulamadım. Alışkın değilim, çocuğun evden 6 saat ayrı olmasına. Bir türlü karar veremedim ne yapacağıma. Ama sonra hiçbir şey yapmamaya karar verdim. Öylece uzandım koltuğa. Hiç alışkanlığım değildir ama bütün gün salonda koltuğa uzanmış halde televizyon seyrettim. Keyifsizdim. Ama sanki aniden bir şey olacak hissi ile de tetikteydim. Her telefon çalışta kalbim yerinden çıkacak gibi oluyordu. Neden mi? Çocuğun anaokuluna alışma durumunun dışında bir annenin çocuğun anaokulunda olmasına alışma durumu varmış, kimse söylememiş bana. Ev sessiz, kimse yok. Okulda iyi mi, yemeğini yedi mi, umarım tuvaleti gelince söyler. Keyfi yerinde mi, mutlu mu? Gibi bir takım sorular beynimden çıkmadı.

Çocuğunuz okula alışma döneminin dışında sizin okula alışma döneminiz var. Aslında çocuğun okula alışmasında son derece önemli olan bir durum bu. Siz ne kadar endişeli, üzgün, kararsız görünürseniz çocuğunuzda sünger gibi bu durumu çekecek ve aynı ruh halli ile okulda üzgün olacaktır. Bu da mutsuz olmasına sebep olacaktır.

Derin Mart- Mayıs ayları arasında sadece iki saat okula gitti. Yazın bir bölümünü şehir dışında geçirdiğimiz için burada kalan zamanlarda da okula göndermedim. Ama biliyordu ki Eylül ayından itibaren tam zamanlı okula gidecek. Arada hafif tedirginlik seziyordu ama tamamen öğle yemeğini okulda yiyeceği için olacağını biliyordum. Çünkü ben bu konudan dolayı tedirgindim, Derin yemek seçer, her şeyi yemez. Sevdiği şeyler vardır, genelde pek karışık yemek yemez. Tatlar pek birbirine geçmemiş olacak mesela kıymalı sebze yemeği pişmez bizim evde. Ben sevmem, yemem ve yapmam. Dolayısı ile Derin’ de bilmez böyle bir yemeğin varlığını. Gel gör ki okulda bezelye, taze fasulye kıymalı pişiyor. Ne oluyor elbette Derin yemiyor. Derin hanım 10 gündür okulda pilav, makarna, ekmek ve yoğurtla besleniyor. İlk günler biraz sıkıntı yaptım kendime. Her öğlen okulu arayıp, ne yiyip yemediğini öğrendim. Bir gün hatta öğretmeninin bana telefonda rapor verdiğini fark edince ağlayıp beni istediği bile oldu. O gün okuldan erken çıkmak istedi nitekim okuldan almak zorunda kaldım. Ertesi gün artık yemek yiyip yemediğini kontrol etmek için okulu aramamaya karar verdim. Derin o günden beri okulda ağlamıyor. Mesele bu kadar basit, siz ne kadar kuruntulu olursanız, yüz halinizden yansıtmasanız bile ruh halinizden bu veletler anlıyor, sünger gibi çekiyor. Okulda da istediği gibi kullanıyor.

Okul kararı verirken de benzer durumları yaşamıştım. Kendime göre kriterlerim vardı, ama maalesef dört dörtlük tam sizin kriterlerinize göre bir okul yok. Aramayın, bulamazsınız. Benim için önemli olan mutlu olmasının yanında elbette hijyene dikkat etmeleri, verilen besinlere dikkat etmeleri, çocuğuma iyi davranmaları gibi kriterler önde geliyordu. Ama en iyi okul eve yakın okuldur kararından yola çıkarak gerçekten de kriterlerime uygun olan bir okul bulmuştum. Okul ile ilgili zaman zaman şüphelerim, soru işaretlerim olsa da içime sinmişti. Ne zaman kafama bir sorun takılsa, Derin o gün okulda arıza çıkarıyordu. İngilizce Öğretmeni çocuklara sürpriz olsun diye haribo şeker getirince benim tüm sigortalarım yerinden fırlamıştı. Hatta kalp kırmamak için eşimden rica etmiş, okulu aratmıştım. O birkaç gün süresince Derin benim endişelerimi sanırım hissetmiş olsa gerek hep mutsuz oldu okulda.

İnsanın kendini eğitmesi diye bir durum var, biraz biraz kendimi okul konusundaki kuruntularımdan arındırmaya çalışıyorum. Elbette hiç endişesiz sonra derece rahat bir anne olamayacağımı da biliyorum. Geçen haftaki sendrom sonrası sanırım kızımın okulda olmasına da, yanımda olmamasına da alıştım. Alışmaya çalışıyorum desek belki daha doğru olur. Dile kolay dört sene boyunca hep birlikte idik, işlerimin yoğun olduğu dönemler baba, anneanne, babaanne desteği alıyordum. Onun dışında hep kızımla birlikte idim. Yaz döneminde odasında artık kendi kendine uyuma çalışmalarımız da başarılı ile sonuçlandıktan sonraki süreçte şimdi, tüm gün göremeyince bu gece yanında durayım istersen sen uyurken bile diyebiliyorum.

Haleti ruhiyemi özetlersek, çocuğu okula başlayan anneler, yüreğiniz rahat tutun. Emin olun en önemli kriter çocuğunuzun okulda mutlu olması. Okuldan çıkarken son derece güleç yüzlü, mutlu, bıcır bıcır konuşarak çıkıyor ise sorun yoktur. Siz kafaca kendinizi ne kadar rahat hissederseniz çocuğa da her şey yolunda mesajı gidiyor. Okula önce kim alışmalı? Anne mi, çocuk mu? Sorusuna Tuğçe Acaröz Oğuz kitabında çok güzel bir cümle ile özetlemiş durumu:

Kişi inanmalı ki, inandırıcı olabilsin. Anne inanırsa çocuk kabullenir.

Bu yazım 13 Eylül 2014 tarihinde HY Hayat Köşem’de yayınlanmıştır.

 

 

T


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA