Bakımsız Lohusa

Bugün yeni doğum yapmış bir arkadaşımı ziyarete gittim. Doğum yapalı tam bir hafta oldu. Benim loğusalık bildirisinden esinlenmiş olsa gerek, evde annesinden başka kimse yoktu. Eve gelmek isteyen ziyaretçilere kibarca açıklamışlar kırk gün misafir ağırlamak istemediklerini. Artık anlayan anlar, anlamayan, kırılan da olduysa ne yapayım diyor arkadaşım. Annesi ve kayınvalidesi ile program yapmışlar. İki günde bir nöbet değişiyorlar. Aynı anda ikisi evde olmuyormuş, dolayısı ile annelere de eşit yük dağılmış oluyor. Sistem çok güzel işliyor, evin büyük alışverişini baba yapıyor. Çok yakın akraba gelmek isterse, elin boş gelme yemek yap getir, kapıdan görüşelim demişler. Hayrete düştüm, gerçekten loğusalık bildirisi işe yaramış.

Biraz emzirmekten konuştuk. Beslenmesine dikkat etmesi gerektiğini hatırlattım. Sanki hamileliğinde dikkat ettiği kadar dikkat etmiyormuş gibi geldi. Sütün miktarının ve kalitesinin kesinlikle beslenme ile alakalı oluğunu anlattım.

Emziren bir annenin özellikle bol protein ağırlıklı gıdalar tüketmesi çok önemlidir. Süt ve süt ürünleri tüketimi gene hamilelik döneminde olduğu gibi devam etmelidir. Süt gaz yapıyor ise, alternatif olarak kimyonlu yoğurt yiyebilirler. Süt yapan bin bir çeşit hazır çaylardan içmelerini ben şahsen pek tavsiye etmiyorum. Nedeni ise onların içinde şeker var, vücuda gereksiz şeker yükleme yapmamızın bir anlamı yok değil mi? Ama onun yerine taze ısırganotu çayı içebilir. Ah bir de kaynar diye bir şey var, internetten tarifini muhakkak öğrensinler. (Refika’nın Mutfağı’ nda tarifi mevcut.) Çemen otunun da faydasını çok duydum. Ama işin sırrı tabii ki düzgün, düzenli beslenme. Bol yeşillik, sebze yemeyi atlamamak lazım.

Bu arada her şey bu kadar yolunda görünür iken dikkatimi çeken başka bir şey vardı. Ben gittiğimde arkadaşım yatağında buruşuk geceliği ile yatıyordu. Saçları birbirine karışmış, yüzü renksizdi. Orada söylemedim ama kusura bakmasın çok bakımsız görünüyordu. Bebeği yeni emmiş, mışıl mışıl uyurken kendisini zorla yataktan kaldırdım. Önce güzel bir duş yaptı, sonra yüzüne hafif bir allık sürdü. Üstüne de daha temiz, ütülü, rahat bir elbise giydi. Evet anlıyorum, bebekli hayata alışmak zor bir süreçtir, tabii ki zevkini de atlamamak lazım ama kendimizi bu kadar bırakmak, bakımsız olmak gerekmez. Her koşulda günlük bakımınıza az da olsa vakit ayırmanızı tavsiye ederim. Hatta günler biraz daha geçtikte, kısa kuaför kaçamakları yapabilirsiniz. Bir saat bile olsa, evinizin bahçesinde veya yakınınızdaki bir kafede vakit geçirmek için kendinize zaman yaratmalısınız. Kitap okuyun, dergi okuyun ya da hiçbir şey yapmayıp sadece nefesinizin farkında olun. Önemli olan biraz ruhunuzu dinlendirin. Unutmayın mutlu anne, mutlu bebek demektir.

Bu yazım 16 Ağustos 2013 tarihinde HT Hayat Köşem’ de yayınlanmıştır.


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA