BURADASINIZ

Yaz tatilimiz ve sonrası…

Yaz tatilimiz ve sonrası…

Sanırım daha bahar aylarında yaz tatilimizi planlamıştık. Aslına plan derken, nereye gideceğimiz belli de ne zaman gideceğimiz ve ne kadar kalacağımız konusu önemli idi. Malum çocukla tatil iki hafta bile az geliyor, çünkü onun adı tatil olmuyor. Eşimin oldukça birikmiş yıllık izni var, ben bu sene üç hafta izin kullanmak istiyorum dedikten sonra ben de eşim olmadan bir hafta da annem ve babamla tatil yapmaya karar verdim. Yani toplam dört hafta, tamı tamı bir ay tatil yapacaktım. Düşündüm, sanırım en son liseden mezun olduğumda ve üniversitenin ilk yılında tam bir ay yaz tatili yapmışım.

Mekan belli, Datça. Annemlerin evi var orada, her sene onlar gitmeden önce biz eşim ve Derin’le gidiyoruz. Biz dönüyoruz, annemler gidiyor. Datça sakin, rahat, huzurlu bir tatil ortamı. Fazla seçeneğin olmadığı küçük bir kasaba.

Destansı tatilimizin başlangıcı Gezi olaylarının en cafcaflı zamanına denk geldi. Günlerden 1 Haziran. Arabamız ile yola çıktık.  İlk defa cep telefonumun şarjı %1’i gördü. Yol boyunca sosyal medya sayesinde gelişmeleri takip ediyordum. Hatta mola verdiğimiz yerde bile Halk TV’yi açtırdık. İnanır mısınız mekan sahibi biz TV’ yi açtırınca olaylardan haberi oldu. Aklımız hep Gezi’ de kaldı tüm tatil boyunca.

Bu sene çocukla tatil çok rahattı. Derin gerçekten büyüyor, bunu fark etmemek mümkün değil. Zaten kendisi her zaman sakin bir çocuk olmuştur. Şımarmayan, üzmeyen, tutturmayan, huylu bir çocuktur. Yeri geldi kendi kendine oynadı, yeri geldi benimle yada babası ile. Baba ile kesintisiz üç hafta birlikte olmak bana da ona da çok iyi geldi açıkçası. Babası gittikten sonra bunalıma girmesin diye kendimce türlü oyunlar oynadım. “Baba gidecek ama kim gelecek, Anneanne ve Dede gelecek… Sonra biz babaya gideceğiz” şeklinde bunalımı önlemeye çalıştım, çok da başarılı oldum gördüğüm kadarı ile… Ama biz döndükten sonra Anneanne’ nin bunalıma girmemesi için bir şey yapamadım.

Tatilde en çok vakit doğal olarak deniz kenarına geçiyor, ben de bu vakitte sıkılmaması için aktiviteleri çeşitledim. En bomba aktivitemiz, guaj boya ile taş boyama aktivitesi idi. Kesinlikle tavsiye ederim, deniz kenarında bol bol irili ufaklı taşları boyadık. Ben de boyadım, tam bir deşarj yöntemi.
tas

Diğer aktivitemiz ise Tchibo’ dan aldığım taşınabilir oyuncak mutfak. Taşlardan çeşitli yemekler pişirdi kızım bize….
mutfak

Tatilde en bomba aktivitemiz, Derin’e tuvalet alışkanlığı kazandırma aktivitesi idi. Mevsim ve Derin’in yaşı itibari ile artık bez olayına nokta koymak gerekiyordu. Ön çalışmaları da burada başladı, şimdi gece hariç bezsiziz. Nasıl mı gidiyor, onu da ayrı bir yazı da anlatacağım.

Koskoca bir ay geldi, geçti.  Babası ile, anneannesi ve dedesi ile bol bol keyifli bir tatil geçirdi kızım. Denize girdi, yüzmeye çalıştı, oynadı. Bol bol yemek yedi. Hem de o kadar çok yedi ki, HT Hayat okuyucuları ile paylaşmıştım. Okumak isterseniz “Tatil olunca…”

Dönüşümüz muhteşem oldu. Dönmeye iki gün kala bende korkunç bir böbrek ağrısı başladı. Orada lüks hastane imkanları maalesef mevcut değil, lakin ben de devlet hastanesine gittim. İdrar tahlili yaptılar, enfeksiyon var dediler. İlaç verdiler, gönderdiler. Ama ağrı korkunç. Ben biliyorum ki, böbreğimde zaten taş(lar) var. Dedim, sanırım bu taşlardan biri çıktı yola, düşecek. Daha önce benzer durumdan çok geçtiğim için, vücudumun verdiği tepkiyi de bildiğimden dolayı taş düşürdüğüme emindim. İstanbul’a ayak basar basmaz, doktora gittim. Özel bir film istediler, çektirdim. Tahmin ettiğim gibi mesanede taş var hem de çapı 7 mm. düşmek için bir tıklık vakti kalmış, derken iki gün sonra düşürdüm.

Döneli bir buçuk hafta oldu ancak ben şehir hayatına hala alışamadım… Bir an önce silkinmem lazım, hamileler beni bekler değil mi 🙂

 


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA