BURADASINIZ

İki yaş sendromunu çok hafife almışım…

İki yaş sendromunu çok hafife almışım…

Gerçekten ben bu iki yaş sendromunu çok hafife almışım. Biz hiç yaşamayacakmışız gibi gelmiş ama yanılmışım…

Derin daha bebekken bu konu ile ilgili okumaya başlamıştım. Aslında sendromun 18.aydan itibaren başlayabileceğini öğrenmiştim. Neydi bu sendrom peki?
Özünde aslında “ben” olmanın getirdiği davranışlar gibi geliyor. Doğal gelişimin bir parçası aslında, sonuç olarak sağlıklı olduğunu gösteriyor.

Ama benim kızım Derin’in bu kadar inatçı, huysuz, şımarık bir hal alacağını tahmin bile edemezdim. Sokakta gördüğüm, görünce annesi için üzüldüğüm tiplemeye büründü kızım birden. Gerçekten birden oldu. Önce çok ciddi bir boğaz enfeksiyonu geçirdik, ilaçlar kullandık. Dedim herhalde ilaç etkisi… Dört gözle ilaçların bitmesini bekledim, ama  maalesef ne hastalıktan ne de ilaçlardanmış. Bildiğim sessiz, sakin, uyumlu, iyi huylu kızım birden canavara dönüştü. Hani kızım diye övmüyorum, kızım gerçekten çok sakindir. 2.5 yıldır onunla her yere gittim. Bugüne kadar beni hiç üzmemiştir. Ama son bir haftamız felaket geçti. Resmen çöktüm, yoruldum.
Benim hayatım Derin uyuduğu zaman başlıyor. Ama Derin uyumayacağım, uykum yok diye öfke nöbetlerine girince gece uykusu saat 12’lere vardı. Hal böyle olunca bende hal mi kalır, o sızıyor, ben sızıyorum. İş yapmak, kitap okumak, blog yazmak ne gezer…

Konu ile ilgili okumalar ve araştırmalar tekrar gündeme geldi. Hatta İnternetAnneleri’nden böyle bir seminer düzenlemelerini bile talep ettim 🙂 Iraz Toros ile görüşmeyi düşünüyorum. Bu arada İnternet Annesi Sevgili Gülderen daha önce Iraz’ın düzenlediği bir eğitime katılmış, notları da bloguna yazmış. Çok güzel detaylandırmış, okumanızı tavsiye ederim. Okumak için tık tık!

Belirtiler çok net, yemek yemek istememe, uyumak istememe, öfke krizleri, her şeye itiraz

Sakin olmaya, bağırmamaya, inatlaşmamaya çalışıyorum, çalışıyoruz. Ama bazen tahammülümü inanılmaz zorluyor. Bakalım nasıl geçecek bu süreç…

“Sabah kahvaltıda bal yemek istiyorum” cümlesinin iki dakika sonrasında “hayır ben bal yemeyeceğim” diyebiliyor.

Derin’in en sevdiği şeylerden biri, et-pirzoladır. Geçen gün teyzesinde iken ona gene pirzola pişirdim. Pirzolayı yerken, “ben bunu beğenmedim, kötüymüş” diye yere fırlattı. Şok oldum…
Özellikle uyumaya çok direniyor, işin zor kısmı burası bence. Geçen gece uyumak istemiyorum diye öfke nöbetine girdi. Ne beni ne babasını yanında istemedi ve kendini salonda koltuğun altına soktu. Sonra oradan çıkıp, soyunmaya başladı.

Evet durumlar bu kadar ciddi…

Bu durumda yaklaşım çok önemli. Tehlike arz etmeyen bir durum ise, hayır demek veya itiraz etmek pek işe yaramıyor. Sakin olmak bu işin ana kuralı. Daha önce okumuştum ama tekrar kitaplıktan elime aldım, Mahallenin En Mutlu Yumurcağı – Harvey Karp kitabını bir kez daha karıştıracağım. Harvey Karp daha önce eğitim için İstanbul’a gelmişti. Bazı blogger anneler çok güzel yazmışlar.. Bunları okumak çok faydalı oluyor, emeklerine sağlık. Bunlardan bir kaçı:

Ayça Oğuş

Yeşim Mutlu

Blogcu Anne


BU GÖNDERİ İÇİN YORUMLAR KAPALIDIR

INSTAGRAM
DOULANNESRA